|
Bismillâhirrahmânirrahim
"Safa ile Merve Allah'ın
koyduğu nişanlardır. Kim Beyt'i (Kabe'yi) hacceder ve umre yaparsa, ikisini
tavaf etmesinde bir günah yoktur. Kim gönüllü olarak bir hayır işlemek isterse,
Allah ibadetleri hakkıyla kabul edip bilicidir." (Bakara: 158)
“Safa-Merve arasında gidip
gelmeleriniz size Hz. Hâcer ve Hz. İsmail'i hatırlatır. Bu defa da Hâcer siz
olursunuz, gözünüz İsmail'de, Kâbe'de. Safa-Merve arası gider gelir, 'su'
istersiniz. Bir farkla ki, siz hatalarınızı, kusurlarınızı, eksik ve
zaaflarınızı temizleyecek bir su ararsınız. Bir de himmetiniz âli ise, 'nesil'
gibi bir derdiniz, 'Allah'ın adının i'lası' gibi bir davanız varsa,
dizlerinizdeki derman nispetinde koşar durur da, 'Rabbim, neslin ateşini
söndürmeye su, Rasulullah'ın gemisini yüzdürmeye su...' dersiniz. Yine o suyun
ilk kaynağı sizin gözleriniz olur.
Safa—Merve arasında yedi kez
koşuyorsun. Kimden kaçıyorsun? Kime koşuyorsun? O’ndan kaçıyor ama yine O’na
koşuyorsun. O’nun kahrından kaçıp yine O’nun lûtfuna koşuyorsun aslında. O’nun
bu halimizle bizi ancak ateşe lâyık gören adaletinden, O’nun lâyık olmadığımız
halde cenneti ihsan eden fazlına koşmalı, sığınmalıyız.”
Tavaftan çıkıp 2 rekat tavaf namazımız
kıldıktan sonra safa tepesine geldik.
Şimdi Safa'dayız.
Akabinde Safa Tepesi’nin en uçtaki taşına
kadar çıkıp Merve tepesine doğru, Hervele yaparak yürüyoruz. Herveleye iki büyük
yeşil ışık konulan yerde başlıyor ve yine ikinci ışığın olduğu yerde bitiyoruz.
Geriye kalan yerlerde sadece normal şekilde yürüyoruz. Yol kalabalık. Kimseye
çarpmadan bu ibadetimizi yerine getirmeye çalışıyoruz.
En orta Tramvay şeridini andıran
gidiş–gelişli tek şeritli yolda yürüyemeyenler tekerlekli koltuklara konarak
hızlı bir şekilde koşturuluyor. Safa ve Merve arasında yapılacak ve adına Say
denilen ibadet için ise Şibriyye’ler yerine sakat koltuklarına benzer araçlarla
bu işlem icra ediliyor.
Safa ve Merve arasında sayımızı yaptık. Hem
tavafta hem sayda duaları sesli okudum. Bu görevi tamamladıktan sonra otele
dönmek üzere yola çıktık. Tıraş olduk. İhramdan çıktık.
Sa'yın Meşru Oluşu
Buhari'nin İbn Abbas'dan rivayet
ettiğine göre, İbn Abbas (r.a.) şöyle demiştir: "İbrahim aleyhisselam Hâcer ile
henüz meme emmekte olan oğlu İsmail aleyhisselam'i Mekke'nin bulunduğu yere,
Zemzem'in üstündeki büyük bir ağacın yanına getirip bıraktı. O gün Mekke'de hiç
kimse olmadığı gibi su da yoktu. İbrahim aleyhisselam, ana ile oğlun yanına bir
dağarcık hurma ile bir kap su bırakmıştı. Sonra İbrahim aleyhisselam ayrılırken
İsmail aleyhisselam 'in annesi, arkasından; "Ey İbrahim, bizi ne insan, ne de
hiç bir şey bulunmayan bu vadide bırakıp nereye gidiyorsun?" dedi. Hacer bu
soruyu tekrar ettikçe, İbrahim aleyhisselam ona dönüp bakmıyordu. Bunun üzerine
Hacer; "Bunu sana Allah mı emretti?" diye sorunca, İbrahim aleyhisselam; "Evet"
dedi. Hacer, "Öyle ise Allah bizi zayi etmez," dedi. (Başka bir rivayette Hacer;
"Bizi kime bırakıyorsun?" deyince, İbrahim aleyhisselam; "Allah'a," dedi. Hacer;
"Razı oldum", diyerek döndü.) Bunun üzerine İbrahim aleyhisselam Hacer'le
İsmail'den ayrıldıktan ve bunlar tarafından görülemeyecek şekilde uzaklaştıktan
sonra Seniyye mevkiine geldi. Burada Beyt-i Şerif'in yerine dönerek ellerini
kaldırdı ve şu duayı okudu: "Rabbimiz, zürriyetimden bir kısmını ben Senin Beyt-i
Muharrem'inin yanında, ekin bitmez bir vadi içinde yerleştirdim. Rabbimiz,
Beyt'inde namaz kılmak için insanlardan bir takım kimselerin gönüllerini bunlara
doğru meylettir de bu ziyaretçilerin armağanlarından zürriyetimi rızıklandır.
Umulur ki nimetine bunlar şükrederler." (İbrahim: 37)
İsmail aleyhisselam 'in annesi ağacın altında oturdu. Oğlunu yan tarafına
koyarak su kırbasını beline bağlayıp ondan içiyor ve oğlunu emziriyordu. Nihayet
kırbadaki su bitmiş, erzak tükenmişti. Çocuğunun susuzluktan kıvrandığını
görüyordu. Gördüğü kötü manzara karşısında çocuktan ayrıldı, biraz ilerdeki Safa
tepesine çıktı. Etrafa bakındı, kimseyi görmek mümkün değildi. Oradan indi,
eteğini toplayıp çevik bir insan tavrıyla sa'y ederek vadiyi geçti. Merve'ye
geldi. Burada da durup bir tek insan görebilmek ümidi ile etrafa bakındı. Burada
da kimseyi göremedi. Bu hali yedi defa tekrar etti."
İbn Abbas'ın rivayetine göre Nebi aleyhisselam: "İşte hacıların Safa ile Merve
arasında sa'y etmelerine sebep Hacer validemizin bu sa'yidir." buyurmuştur.
Sa'yın Hükmü
Alimler Safa ile Merve arasında
sa'y etmenin hükmü hakkında üç görüşe ayrılmışlardır.
Birinci görüş:
Sahabeden İbn Ömer, Cabir ve Aişe ile Malik, Şafii ve Ahmed'in birinci görüşüne
göre; sa'y, haccın rukünlerinden bir rükündür. Şayet hacı, Safa ile Merve
arasında sa'yı terkederse, haccı batıl olup kurban veya başka bir şeye
zorlanmaz. Bu görüşlerine şu rivayetleri delil getirmişlerdir.
1. Buhari'nin Zühri'den rivayet ettiğine göre; "Urve şöyle demiştir:
Aişe'ye sordum; "Şüphesiz Safa ile Merve Allah'ın işaretlerindendir. Her kim
Beyt'i hacceder, yahut umre yaparsa, bunların arasında sa'y yapmasında bir beis
yoktur." (Bakara: 158) ayeti hakkında görüşün nedir? Allah'a yemin olsun ki,
Safa ile Merve arasında sa'y etmeyen kişiye bir günah yoktur." Aişle (r.a.); "Ey
kardeşimin oğlu, ne kötü söz ettin. Eğer bu ayet senin tevil ettiğin gibi
olsaydı; "O kimseye sa'y yapmamakta bir beis yoktur," şeklinde olurdu. Halbuki
bu ayet ensar hakkında nazil olmuştur. Ensar, Müslüman olmadan önce
Müşellel'deki azgın Menat putuna ibadet yaparak telbiye getiriyorlardı ve bundan
sonra telbiye getiren Safa ile Merve arasında sa'y etmeyi hoş görmüyordu. Ensar
Müslüman olunca, Rasulullah (s.a.v.)'e bu konuda sorarak; "Ya Rasulullah, biz
Safa ile Merve arasında sa'y etmekten çekiniyorduk." dediler. Bunun üzerine
Allahu Teala "Safa ile Merve Allah'ın şeairindendir." ayetini indirdi." Aişe
şöyle devam etmiştir: "Rasulullah Safa ve Merve arasında sa'yı sünnet (meşru)
kılmış olup bu sa'yı terk etmek kimsenin hakkı değildir."
2. Müslim'in, Aişe'den rivayet ettiğine göre Aişe (r.a.) şöyle demiştir: "Rasulullah
(s.a.v.), Safa ile Merve arasında sa'y etmiştir. Müslümanlar da aynı şekilde
sa'y ettiler. Böylece sa'y sünnet olmuş oldu. Ömrüme yemin olsun ki, Safa ile
Merve arasında sa'y etmeyenin haccını Allah tamamlamaz."
3. Habibe binti Ebi Tecrah (Abdüddar oğullarından bir kadındır)'dan rivayet
olunduğuna göre; o şöyle demiştir: "Kureyş'den kadınlarla birlikte Ebu Hüseyn'in
alinin evine girdim. Rasulullah (s.a.v.) Safa ile Merve arasında sa'y ediyordu
ve biz de ona bakıyorduk. Sa'yının şiddetinden elbisesi beline dolanmıştı ve
hatta ben dizlerin görürüm, diyordum. Rasulullah'ın sa'y yaparken şöyle dediğin
işittim: "Say ediniz, şüphesiz Allahu Teala sa'yı size gerekli kılmıştır." (İbn
Mace, Ahmred ve Şafii)
4. Sa'y, hacc ve umrede bir ibadettir. Beyti tavaf etmek gibi, sa'y yapmak
da hacc ve umrede bir rukün olmuştur.
İkinci Görüş:
İbn Abbas, Enes, İbn Zübeyr, İbn Sirin ve Ahmed'den bir rivayete göre, sa'y
sünnet olup terkinden dolayı bir şey gerekmez. Delilleri şunlardır:
1. Bunlar "(Safa ile Merve arasında) sa'y yapmasında bir beis yoktur."
(Bakara: 158) ayetiyle delil getirmişlerdir. Sa'y yapana bir beis olmaması,
say'ın vacib olmadığına delil olup, mübah olduğunu gösterir. Sa'yın sünnet
olması ise "Allah'ın şearindendir." ayeti ile sabit olmuştur. Übeyre İbn
Mesud'un mushafında; "Onların arasında tavaf etmemekte bir beis yoktur,"
şeklinde rivayet olunmuştur. Bu rivayet her ne kadar Kuran değilse de haber olma
rütbesinden aşağı düşmez, böylece bu ifade diğer rivayetleri tefsir etmiş olur.
2. Sa'y adedi belli bir ibadettir. Beyt ile ilgili olmayıp bir rükun
değildir. Şeytan taşlamak gibidir.
Üçüncü Görüş:
Ebu Hanife, Sevrî ve Hasan, Sa'yın vacip olup rükun olmadığı görüşündedirler.
Sa'yı terketmekle hacc ve umre batıl olmaz. Terkeden kimseye kurban kesmek vacip
olur.
Muğni kitabının sahibi bu görüşü
tercih ederek demiştir ki:
1. Bu görüş evladır. Çünkü sa'yı gerekli kılan delil, mutlak gerekliliğe
delalet etmektedir. Yoksa "bu olmadan farz tamamlanmaz" anlamında değildir.
2. Aişe (r.a.)'nın bu konudaki sözü, sahabeden ona muhalefet edenlerin
sözüne terstir.
3. Binti Ebi Tecrah'ın hadisine gelince; İbnü'l-Münzir "Bu hadisi Abdullah
bin Müemmel rivayet etmiş olup, hadis hakkında konuşulmuştur. Bu da hadisin bir
hüküm ortaya koyduğuna delalet eder ki, bu delalet de sa'yın vacib olmasıdır.
4. Sa'y hakkındaki ayete gelince; bu ayet, insanlar cahiliyyet döneminde
Safa ile Merve'deki iki put için sa'y ettiklerinden, İslam'a girdikten sonra bu
yerde sa'y etmeyi kendilerine yasak sananlar hakkında nazil olmuştur.
Sa'yın Şartları
Sa'yın sıhhati için bir takım
şartlar vardır.
1. Tavaftan sonra olması,
2. Yedi şavt (tur) olması,
3. Safa'dan başlayıp Merve'de bitirmesi,
4. Sa'yın, Safa ile Merve arasında uzanan yol boyunca yapılması.
Çünkü Rasulullah (s.a.v.) böyle yapmış; "Hac menasikinizi benden alın."
demiştir. Şayet tavaftan önce sa'y eder veya Merve'den başlayıp Safa'da
bitirirse veya Safa ile Merve arasındaki yol boyunca sa'y etmezse, sa'yı batıl
olur.
Safa Tepesine Çıkmak
Safa ile Merve tepelerine çıkmak,
sa'yın sıhhati için şart değildir. Ancak bu iki tepe arasındaki mesafeyi tam
olarak yürümesi, gidip gelirken her tepeyi adımlarıyla birleştirmesi gerekir.
Eğer iki tepe arasındaki mesafeyi tam yürümezse, yürüyünceye kadar sa'yı yeterli
olmaz.
Sa'yı Arka Arkaya Yapmak
Sa'yın arka arkaya yapılması şart
değildir. Sa'yın şartlarını birleştirmeye mani olacak bir engel ortaya çıkar
veya namaz başlarsa bundan dolayı sa'yını kesmesi caizdir. İşi bitince, yaptığı
sa'yını üzerine bina ederek sa'yını tamamlar.
İbn Ömer'den rivayet olunduğuna göre; İbn Ömer (r.a.) Safa ile Merve arasında
sa'y ederken bevli geldi de, bir kenara çekildi. Daha sonra su istedi. Abdest
aldıktan sonra kalkıp sa'yını tamamladı. (Said bin Mansur)
Tavaf ise sa'yın ardı ardına yapılması şart olmadığı gibi sa'yın şartlarının da
ard arda olması şart değildir.
Muğni kitabında yazarı demiştir ki; Ahmed, "sa'yı istirahat edinceye kadar veya
akşama kadar tehir etmekte bir beis yoktur." demiştir. Ata ile Hasan, gündüzün
evvelinde Kabe'yi tavaf edip Safa ile Merve arasında sa'yı akşama tehir etmekte
bir beis görmezlerdi. Kasım ve Said bin Cübeyr de böyle yapmışlardır. Çünkü,
sa'yın kendisinde ard arda yapmak gerekli olmayınca, sa'y ile tavaf arasında
muvalat (birleştirmek) da evla yoluyla vacib olmaz.
Said bin Mansur'un rivayetine göre: Urve bin Zübeyer'i hanımı Sevde, Safa ile
Merve arasındaki sa'yı kilosu çok fazla olduğu için, üç günde tamamlamıştır.
Sa'y Yaparken Temiz Olmak
İlim ehlinin çoğu, Safa ile Merve
arasında sa'yederken temiz olmanın şart olmadığı görüşüne varmışlardır.
Çünkü Rasulullah (s.a.v.); Aişe'ye, hayız olduğu zaman; şöyle demiştir:
"Hacıların yaptığı gibi yap. Ancak yıkanıncaya kadar Kabe'yi tavaf etme."
(Müslim)
Aişe ve Ümmü Seleme (r.a.) şöyle demiştir: "Kadın tavaf edip iki rekat namaz
kıldıktan sonra hayız olursa, Safa ile Merve arasında sa'y etsin." (Said bin
Mansur)
Ancak kişinin bütün hacc ibadetlerinde temizlik üzere olması müstehabdır. Çünkü
temizlik şer'an teşvik edilmiş bir iştir.
Yürüyerek ve Binek Üstünde
Sa'y Etmek
Binek üstünde ve yürüyerek sa'y
yapmak caiz olup, ancak yürümek daha efdaldir.
İbn Abbas'ın rivayet ettiği hadiste Nebi aleyhisselam'ın yürüdüğü ifadesi
vardır. Daha sonra, insanlar etrafına üşüşüp kalabalık olunca, onu görsünler ve
soru sorabilsinler diye binek üstünde tavaf etmiştir. Ebu Tufeyl, İbn Abbas'a;
"Safa ile Merve arasında binek üzerinde sa'y etmek, sünnet midir? Senin kavmin
sünnet olduğunu sanıyorlar," deyince, İbn Abbas; "Hem doğru, hem yanlış
söylüyorlar." dedi. Ebu Tufeyl "Hem doğru hem yanlış, ne demektir?" deyince İbn
Abbas; "İnsanlar Rasulullah'ın etrafını sarınca, hatta evlerden akıl baliğ olmuş
kız çocukları bile çıkıp "işte Muhammed, işte Muhammed" demeye başladılar.
Rasulullah'ın huzurunda, ona yol açmak için insanlardan hiçbir kimse dövülmez ve
öteye beriye itilmezdi. Böylece, Rasulullah'ın etrafında insanlar çoğalınca
binek üstüde sa'y yapmıştır. Yürümek ve iki mil arasındaki vadide koşmak
efdaldir." (Müslim)
Binek üzerinde sa'y, her ne kadar caiz ise de, mekruhtur. Tirmizi şöyle
demiştir: "Alimlerden bir topluluk özürsüz olarak binek üstünde Beyt'i tavaf
etmeyi ve Safa ile Merve arasında sa'y etmeyi mekruh saymışlardır. Bu görüş
Şafinindir. Malikilere göre; özürsüz binek üstünde sa'y eden, eğer vakit
geçmemişse, sa'yı iade eder. Eğer vakit geçmişse kurban kesmesi gerekir. Çünkü
gücü yettiği müddetçe sa'y yaparken yürümesi vacibdir. Ebu Hanife de böyle
söylemiştir. Rasulullah'ın binek üzerinde sa'y etmesi, insanların çok olup
kalabalığın bulunması sebebine bağlamışlardır. Bu bir özür sayılıp, binek
üstünde bulunmayı gerektirmektedir."
İki Mil Arasında Koşmanın
Müstehab Olduğu
İki mil arası dışında, Safa ve
Merve arasında yürümek mendubdur. İki mil arsında ise, remel yapmak mendubdur.
Daha önce geçen, Binti Ebi Tecrah hadisinde "Nebi aleyhisselamın koştuğu ve
koşmasın şiddetinden elbisesinin üzerine dolandığı" geçmekteydi.
İbn Abbas'ın geçen hadisinde de "Yürümek ve koşmak efdaldir." şeklinde
geçmektedir. Yani iki mil arasındaki vadinin ortasında koşmak, kalan yerlerde
ise yürümek efdaldir. Ancak koşmadan yürümek de caizdir. Said bin Cübeyr'den
rivayet olunduğuna göre, o demiştir ki: "İbn Ömer'i, Safa ile Merve arasında
yürürken gördüm. Eğer koşarsan o da caizdir. Çünkü Rasulullah'ı koşarken de
gördüm. Bana gelince; Ben ihtiyar bir adamım." (Ebu Davud ve Tirmizi)
Bu mendubluk erkek hakkındadır. Kadına gelince; onun için koşmak mendub
değildir. Bilakis kadın normal adımlarla yürür. Şafi'nin Aişe'den rivayet
ettiğine göre, Aişe (r.a.) sa'y yaparken koşan kadınları gördü de, onlara:
"Ancak biz örnek kişileriz... ey kadınlar size koşmak yoktur," dedi.
Safa ile Merve Tepesine
Çıkmanın ve Kabe'ye Dönerek O Yerlerde Dua Etmenin Müstehab Olduğu
Kıbleye dönerek Safa ile Merve
tepesine çıkmak ve orada din ve dünya ile ilgili dilediği duayı yapmak
müstehabdır. Nebi aleyhisselam'ın fiilinden bilinmektedir ki Nebi aleyhisselam
Safa kapısından çıktığında ve Safa'ya yaklaşınca;
"Safa ile Merve Allah'ın şeairindendir." (Bakara: 158) ayetini okudu ve
"Allah'ın başladığı ile başlıyorum." diyerek Safa'dan başladı Kabe'yi görecek
şekilde Safa tepesine çıktı.
Sonra Kıble'ye dönerek "Allah birdir" dedi ve üç defa tekbir aldı ve Allah'a
hamd ederek şöyle söyledi:
"Allah'tan başka ilah yoktur, yalnız O vardır, ortağı yoktur, mülk O'nundur,
hamd O'nadır, diriltir ve öldürür, O her şeye kadirdir. Allah'tan başka ilah
yoktur, yalnız O vardır. Vadini yerine getirdi, kuluna yardım etti, yalnız
başına orduları dağıttı."
Sonra Safa ile Merve arasında yine dua etti. Yukarıdaki duayı üç defa
tekrarladı. Sonra yürüyerek Merve'ye indi. Merve'ye gelince Kabe'yi görecek
şekilde Merve tepesine çıktı. Safa'da yaptığı gibi Merve'de de yaptı. Nafi'den
rivayet olunduğuna göre; o demiştir ki: "Abdullah bin Ömer (r.a.)'in Safa'da
şöyle dua yaptığını işittim:
"Allahım, şüphesiz Sen "Bana dua edin, duanızı kabul edeyim," buyurdun. Sen
vadinden dönmezsin. Beni İslam'a hidayet ettiğin gibi, müslüman olarak canımı
almanı senden istiyorum."
Safa ile Merve Arasında Dua Etmek
Safa ile Merve
arasında dua etmek, Allah'ı zikretmek ve Kuran okumak müstehabdır.
Rivayet olunmuştur ki, Nebi aleyhisselam sa'y ederken:
"Ey Rabbim, beni bağışla, bana merhamet et ve beni en sağlam yola ilet."
derdi.
Yine rivayet olunduğuna göre; Nebi aleyhisselam;
"Ey Rabbim, beni bağışla, bana merhamet et, şüphesiz sen Aziz ve Kerim'sin"
diye dua etmiştir.
Tavaf ve sa'y ile umre görevleri biter. Hacc-ı Temettu yapan, traş olmakla ve
saçlarını kısaltmakla ihramdan çıkmış olur. Eğer Hacc-ı Kıran'a girmişse ihramı
devam eder. Ancak kurban bayramı günü ihramdan çıkar. Hacc-ı Kıran yapana, farz
tavafından sonra yapacağı sa'y yerine bu sa'y kafi gelir. Eğer Hacc-ı Temettu'e
girmişse, farz tavaftan sonra bir kere daha sa'y yapar ve Tevriye günü (Zülhicce'in
sekizinci)ne kadar Mekke'de kalır.
WWW.HACWEB.ORG'DAN
ALINMIŞTIR
|