Müzdelife
|
Saat 22.00 de Müzdelife’ye yola çıkıldı. 10 dakika sürmeyen bir yolculuktan sonra Müzdelife'deydik. Sonradan düzlenmiş dağın yamacında bulduğumuz yere yerleştik. Gece saat 1 den sonra Müzdelife’de vakfe duası yapılacağı söylendi. Akşam ve yatsı namazını birleştirerek kıldık. Böyle yapılması gerekiyormuş. Yatsı vakti girip ezan okunduktan sonra, kamet getirilerek ilk önce akşam namazı kılınır. Selam verdikten sonra teşrik tekbiri getirilir. Sonra ezan okunmadan ve kamet getirilmeden yatsının farzı kılınır. Selamdan sonra yine teşrik tekbiri getirilir. Böylece iki vaktin farzı bir ezan ve bir kametle eda edilmiş olur. Buna "Cem-i tehir" denir. Bundan sonra yatsının son sünneti kılınabilir. Daha sonra vitir namazı kılınır. Denildi. Yerine getirdik. Tepede tuvalet ve abdest yeri mevcuttu. İnsanlar üst üste idi. Küçücük bir yer bulan uyuyor. Uyuyamayanlar oturuyordu. Müzdelife.. Son saldırı öncesi toparlanma yeri.. Hacı adayları konvoy konvoy Müzdelife’ye getiriliyorlar. 3 milyona yakın mü’min bir gecede naklediliyor. Dünyada böylesine bir nakil gerçekleştiren bu büyüklükte ikinci bir ordu yok. Müzdelife insanla doluyor. Ovaya ve dağlara dağılan mü’minler saldırı öncesi son hazırladıklarını yapıyorlar. Taşlar toplanıyor. Artık zırh giyme zamanı. Gece saat 3’te Müzdelife duası yapıldı. Dualar mü’minin zırhı... Ovayı ve dağları yakarışlar inletiyor. Güneşin doğmasına yakın saflar belirleniyor. Alınan tekbirlerle namaza duruluyor. Ova Kur’an’la çınlıyor. Bu arada Müzdelife’de Şeytan taşlamada (cemaratta) atılacak 70 adet taş toplamaya başlıyoruz. " Bu taşların Müzdelife’den toplanması zorunlu değildir. Başka yerden de toplanabilir " deseler de siz bunlara aldırış etmeyin. Zira burada toplanması daha efdaldir. Daha önceden hazırladığımız küçük torbalara topladığımız nohuttan büyük, fındıktan küçük taşları dolduruyoruz. Daha sonra bu taşları koyduğum torbayı alıp yıkamaya götürüyorum. Neden taşları karanlıkta toplamayı neden yıkama gerektiğini birazdan anlatacağım. Müzdelife'de vakfeye durup, taş topladıktan sonra kaldığınız yerde yolların açılmasını beklemeye başlıyoruz. Çünkü Suudi yetkililer, gün ağarmadan önce kimsenin yola çıkmasına, Mina'ya geçmesine ya da Mekke'ye dönmesine kesinlikle izin vermiyorlar... Neden Müzdelife'de taş toplamak daha efdal. Öncelikle peygamber aleyhisselam bu şekilde yapmış. Bir ikincisi ay ışığının egzotik ışığında ve dualar eşliğinde toplamanın sırrına erişmek. Aslında bir kaç saat sonra "şeytana, taraftarlarına ve ünaha sürükleyen nefsimize " atacağımız taşlar Fil suresinde bildirilen Fil sahiplerini ve ordusunu helak eden taşların toplanmasından başka bir şey değildir. Ve fil ordusu burada taşlanmıştır. İşte onlara atılan taşlardan geri kalanları biz topluyoruz. Aman dikkat taşların nohuttan küçük, fındıktan büyük olmamasına özen gösteriyoruz. Bir Müslüman düşmanda olsa bir insanı incitmeyecek kadar sevgi doludur. Taşları yıkamamız da temiz olmamız gerekliliğinin ifadesi.... İnsanın ebedi düşmanıyla temsilen karşılaşma anı artık çok yakın. Hınçlar bileniyor. Namazın bitişini bir süre sonra doğan güneş izliyor. Artık Yaradan’a sığınılıp saldırıya geçme zamanı. Tekbirler ovayı inletmeye ve milyonluk kitle harekete geçmeye başlıyor. "Lebbeyk Allahümme Lebbeyk, Lebbeyke La
şerike leke Lebbeyk İnnellhamde ven-ni'mete Leke vel'mülke La şerikeleke" Görmedin mi Rabb’in fil
sahiplerine ne yaptı? Habeşistan Krallığı'nın Yemen valisi olan Ebrehe, milâdî 570 yıllarında San'a şehrinde, 'Kulleys' adı verilen muhteşem bir kilise yaptırmıştı. Maksadı, Kâbe ziyaretine rağbet gösteren Arapların ziyaretlerini oraya çevirmekti. Bu duruma tepki gösteren bir adam da, gecenin birinde Kulleys'e girip içine pislemişti. Bu hakarete çok öfkelenen ve koyu bir Hıristiyan olan Ebrehe, gidip Kâbe'yi yıkmaya karar verdi. Topladığı onbinlerce asker (altmış bin olduğu söylenir), Mahmud adlı büyük bir fil ve daha başka fillerle Mekke'ye doğru yola çıktı. Önüne çıkan bazı kuvvetleri de mağlup ederek ilerledi. Taif şehrine gelince askerlerin bir kısmını Mekke'ye gönderdi. Onlar da Peygamber s.a.v.'in dedesi ve Kureyş'in reisi Abdülmuttalib'in ikiyüzü aşkın devesiyle ahalinin hayvanlarını sürüp götürdüler. Bu olayın peşinden Abdülmuttalib,
gidip Ebrehe'yle görüştü, develerinin geri verilmesini istedi. Ebrehe dedi ki: Bu görüşme sonunda develer geri verildi. Mekke halkı bu güçlü orduyla savaşamayacağı için, anlaşma gereği dağlara çekilip neticeyi beklemeye başladı. Ebrehe ordusu büyük fili önden sürerek Mekke sınırına dayandı. Kâbe'yi halatla bağlayıp fillerle çekerek yıkmak istiyorlardı. Bu sırada Ebrehe'nin yol kılavuzlarından Nüfeyl b. Habib, koca filin kulağından tutarak şöyle bir şey söyledi, sonra da koşarak dağa çıktı: — Ey Mahmud çök! Sakın ileri gitme, sağ salim geriye dön! Mekke'ye girişte büyük fil direndi, zorlanınca yere yattı. Onu bir türlü Kâbe cihetine yürütemediler. O anda sürü halinde ebabil kuşları ortaya çıktı. Her birinin ağzında ve ayaklarında nohut gibi birer taş vardı. Bu taşları ordu üzerine mermi gibi boşalttılar. Kime rastlarsa delip geçiyordu. Askerlerin çoğu öldü; 'Fil Ordusu' dağılarak Yemen'e döndü. Ebrehe de dönüşte öldü. Kâbe ise olduğu gibi kaldı. Kur'an'da Fil Suresi bu olayı anlatır |