HAC
YAŞADIĞIM HACC 2004

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla başlarım;
ANA SAYFA 
 

MEDİNE'DE GÜNLER

 

Bugün mescidi nebevinin çevresini saran dükkanların, çarşıların bulunduğu yerleri dolaştım. Türk bayrağının asılı bulunduğu bir dükkâna girdim. Sadece kolonya ve esans satılan bir yerdi. Kısa bir selamlaşmadan sonra tezgâhtaki gencin Türk olduğunu öğrendim. Türkçe konuşmaya başladık. Murat üniversitede okuyan bir Türk öğrenci. Esans ve koku satan bir dükkanda öğleden sonraları çalışıyormuş. Eşini yeni getirtmiş. Bir çocuğu var. İki yıldır burada olmasına rağmen alışamadığını söylüyor. Ancak okuldan, çalışmaktan memnun. Bana ve eşime naneli bir çay ısmarlıyor. Bugüne kadar naneli bir çay içmemiştim. Fena da değildi. Taze naneyi çayın içine bardakta iken koyuyorsunuz. Güzel bir koku nefesinizi sarıyor. 

Öğle namazında girdiğim Mescidi nebevide peygamber aleyhisselamın dizi dibinde yatsı namazının sonuna kadar oturdum. Çevremde namaz kılan, kuran okuyan ve benim gibi çevresini seyredenleri seyrettim. Aslında beklerken kuran okumasını bilmemenin ezikliği içine, dolayısıyla yerin dibine girdim girdim çıktım. Bu duyguyu her gün yaşadım. Türkiye'de "kuranı biliyorum. Okuyorum. hatim indirmiş " diye böbürlenen kişilerin aslında kuran bilmediklerini, anlamadan okuduklarını hep iddia etmişimdir. Ve gerçekte budur. Ancak burada ellerinden kuran düşmeyen insanların kendilerini nasıl kaptırdıklarını görünce ne kadar cahil kaldığımı ya da kaldığımızı gördüm.  

Mescidi Nebi'de otururken Avrupa Birliği diye avazı çıktığı gibi bağıranların gelip burada hiç bir zorlamaya gerek olmadan kurulan İslam Birliğini (!) görmelerini isterdim. 1500 yıl önce temelleri atılan İslam birliği burada gün yüzüne çıkmıştı. Değişik milletten gelmiş milyonlar tek kitap ( Kuran-ı Kerim ) Tek dua ( Allah'ım bize rahmet eyle, bizi affet ) Tek kelam ( La ilahe illallah Muhammeden Resullullah - Allah c.c. 'dan başka ilah yoktur. Muhammed Aleyhisselam O'nun kulu ve peygamberidir ) ve tek amaç ( affedilmek ) peşinde idiler. Burada affedilmek isteyen makamını, mevkisini, diplomasını geride bırakmıştı. İşte ümmet burada idi, işte birlik burada idi. Bunu bozmak isteyen, Muhammed Aleyhiselamın ümmeti arasında bozgunculuk çıkartanları Allah azze ve celleye havale ediyorum.

*******
Biraz da hasbıhal edelim. Burada bize rahatsızlık veren konulardan söz edelim.

 * Diyanetin bayan hacılar için bayan hocalar göndermesi gerekir. Bizim kafile 299 kişi. Bunun 146 sı bayan.. Bayan hacılara yardım edecek, yol gösterecek, onların erkeklere anlatamayacakları, erkeklerin onlara anlatamayacağı bir çok konular var ki bu başlı başına sıkıntı vermektedir. Aslında her kafilede bir bayan hoca ve bir sağlık görevlisi ya da ilk yardım kursu görmüş bir görevlinin olması şart...

 * Uçakta başlayan, otelde süren bir alışkanlık halindeyiz. Bir kısım hacılarımız temiz değil. Buzdolabı kullanma kültürü yok. Memleketlerinden yemek getirenler kimseyi düşünmeden dolapları dolduruyor. Yemek masalarını temizlemeden mutfakları terk edenler, asansöre binerken itişip kalkışanlar vs...

 * 50 kişiye 2 çamaşır makinesi , 2 buzdolabı , 6 banyo.... Odalarda telefon var. Mekke'de yok....

* Diyanetin 20-30 yıllık organizasyon planlarını aynen uyguladığı görülüyor. Organizasyonda ezani saatler, kalınan yer ile ile ibadet yerleri arasındaki mesafeler dikkate alınmıyor.

 * Din görevlileri kimin için geldiklerinin fazla düşünmüyorlar. Sanıyorlar ki sadece kendileri için buradalar. Her grup hocası 50 kişiye hizmet ediyor. Bu 50 kişinin vebali nasıl taşınacak.

 * Türk hacıları arasında birlik ve beraberlik yok. Malezyalı, Endonezyalı, İranlı ve sair hacıların gruplarına bakıldığında birlik beraberlik ve kardeşlik düzeni herkesin hayranlığını çekiyor. Türk hacılar ise biri yardım isteyecek diye kendilerine kimsenin yakınlaşmasını istemiyor.

 * Hocalar hizmet şekillerini beğenmeyen kendilerini eleştiren hacılara adeta cephe almaktadırlar. Çocuklara bağırır gibi azarlamaktadırlar. Hele yaşlılara kendilerini müdafaadan yoksun insanlara ise tahammülleri yok. Senli benli konuşmalar hocalara hiç yakışmıyor. Süleymaniye camindeki nezaket burada diktatörlüğe soyunma durumunda.... 

 * Medine’de ziyaret yerlerini dolaşmak kişi başı 10 riyal... Aslında pazarlık yaparsanız yarı yarıya fiyat düşer. 

***********

11 Ocak 2004  0730 Medineyi Münevvereye tura çıkılıyor.

0810 Uhud şehitliğindeyiz. 

Çevremizde bulunan yabancı ülke hacılarının grup başkanlarında megafonlar olduğunu görüyoruz. Bizimkilerde yok. Otobüsle yola devam ederken hocamız sesini duyuramamaktan şikâyet edince, bir megafonun iyi olacağını söyledi. Kafile başkanının tembihiyle diğer grup başkanları da kendi gruplarına söyleyecekmiş. Hocalar için megafon parası Adam başı 1 – 2 riyal, şoförler için bahşişi toplandı. Ona da adam başı 1 – 2 riyal...

Tur çok hızlı gidiyor. İnipte ziyaret etmek zorunda kaldığımız yerler için verilen süre 15 dakika... Bu 15 dakikalık zaman  içinde panik yapılıyor. Tuvalet ihtiyacı, abdest alma, namaz kılma, mabedi ziyaret...  Yaşlı ya da genç insanlar bu zaman içine bunca şeyi nasıl sığdıracak.

Kıbleteyn 2 mihraplı cami. 

1030 DA Hendekteyiz.  

11 OCAK 2004 akşam 09.00.

Sağlık ekibi geldi. Rahatsız olanlar sıraya girdi. SSK kuyruğu gibi. Hizmetlilerden 2 veciz söz ; 

— Ya hacı bunalttınız beni. 15 gündür sizinle uğraşmaktan bıktım.

— Ya dede senin yüzünden benim tansiyonum yükseldi.

Saat 10 da 300 kişinin taraması bitti. Haberi olmayan ya da kalabalığa girmeden odalarında bekleyenler muayene olamadı. Sağlık ekibi kaçar gibi otelden gittiler

12 OCAK

Türk hastanesine gidildi.  Otelde asabi doktorları gördüğümüz zaman biraz çekinerek gittiğimiz hastanede bambaşka bir atmosfer vardı. İçimiz rahatladı. Muayene olup, ilacımızı aldık. 

Bu akşam ihram nasıl giyilir, ihram yasakları ve yapılması gerekenler hakkında ders verildi.

Altının gramı 55–60 riyal...

13 OCAK

Medine’de Türk mahallesi olduğunu öğrendik. Bunu da mescidi nebinin hemen yanında bulunan çarşıda girdiğimiz bir dükkandaki küçük Mustafa 'dan öğrendik. Mustafa 15 yaşında Erzurumlu bir ailenin çocuğu.. Hemen yanında bulunan kardeşi 8 yaşındaki Muhammed... Çocuklar isterse Türk okullarına isterse Arap okullarına gidebiliyormuş. Bunlar Arap okullarına gittiklerini söylüyorlar. Bazı Türk satıcılarının neden pahalı sattıklarını sorduğumuzda, onların Türkiye fiyatlarını esas aldıklarını söylüyor. Biraz daha konuştuktan sonra oturdukları yerden bahsediyor. Böylece Türk'lerin yoğun olduğu Kurban mahallesinden haberdar oluyoruz. Bir kaç yıl öncesine kadar 10 milyona yakın Türk'ün Arabistan'da yaşadığını bir başka kişiden öğreniyoruz. Sayı giderek azalıyormuş.

Burada yüksek öğrenim görmek isteyen gençlere imkân veriliyor. Sünni mezhebinde kalanlara 1000 riyal, vehhabi mezhebine yönelenlere ise 2000 riyal burs veriliyormuş. Diye de bir rivayet dolaşıyor.

Bu akşam tavaf ve say nasıl yapılır konulu ders dinledik. Kadın hoca sıkıntısı kendisini iyice belli ediyor.

15 Ocak perşembe günü ikindi namazından sonra inşallah Mekke’ye gideceğiz.

 

ANA SAYFA 

 


HAREMEYN EFSANESİ İSTATİSTİK