|
Bugün mescidi nebevinin çevresini saran
dükkanların, çarşıların bulunduğu yerleri
dolaştım. Türk bayrağının asılı bulunduğu bir
dükkâna girdim. Sadece kolonya ve esans satılan
bir yerdi. Kısa bir selamlaşmadan sonra tezgâhtaki
gencin Türk olduğunu öğrendim. Türkçe konuşmaya
başladık. Murat üniversitede okuyan bir Türk
öğrenci. Esans ve koku satan bir dükkanda öğleden
sonraları çalışıyormuş. Eşini yeni getirtmiş. Bir
çocuğu var. İki yıldır burada olmasına rağmen
alışamadığını söylüyor. Ancak okuldan, çalışmaktan
memnun. Bana ve eşime naneli bir çay ısmarlıyor.
Bugüne kadar naneli bir çay içmemiştim. Fena da
değildi. Taze naneyi çayın içine bardakta iken
koyuyorsunuz. Güzel bir koku nefesinizi sarıyor.
Öğle namazında girdiğim Mescidi nebevide peygamber
aleyhisselamın dizi dibinde yatsı namazının sonuna
kadar oturdum. Çevremde namaz kılan, kuran okuyan
ve benim gibi çevresini seyredenleri seyrettim.
Aslında beklerken kuran okumasını bilmemenin
ezikliği içine, dolayısıyla yerin dibine girdim
girdim çıktım. Bu duyguyu her gün yaşadım.
Türkiye'de "kuranı biliyorum. Okuyorum. hatim
indirmiş " diye böbürlenen kişilerin aslında kuran
bilmediklerini, anlamadan okuduklarını hep iddia
etmişimdir. Ve gerçekte budur. Ancak burada
ellerinden kuran düşmeyen insanların kendilerini
nasıl kaptırdıklarını görünce ne kadar cahil
kaldığımı ya da kaldığımızı gördüm.
Mescidi Nebi'de otururken Avrupa Birliği diye
avazı çıktığı gibi bağıranların gelip burada hiç
bir zorlamaya gerek olmadan kurulan İslam
Birliğini (!) görmelerini isterdim. 1500 yıl önce
temelleri atılan İslam birliği burada gün yüzüne
çıkmıştı. Değişik milletten gelmiş milyonlar tek
kitap ( Kuran-ı Kerim ) Tek dua ( Allah'ım bize
rahmet eyle, bizi affet ) Tek kelam ( La ilahe
illallah Muhammeden Resullullah - Allah c.c. 'dan
başka ilah yoktur. Muhammed Aleyhisselam O'nun
kulu ve peygamberidir ) ve tek amaç ( affedilmek )
peşinde idiler. Burada affedilmek isteyen
makamını, mevkisini, diplomasını geride
bırakmıştı. İşte ümmet burada idi, işte birlik
burada idi. Bunu bozmak isteyen, Muhammed
Aleyhiselamın ümmeti arasında bozgunculuk
çıkartanları Allah azze ve celleye havale
ediyorum.
*******
Biraz da hasbıhal edelim. Burada bize rahatsızlık
veren konulardan söz edelim.
* Diyanetin bayan hacılar için bayan hocalar
göndermesi gerekir. Bizim kafile 299 kişi. Bunun
146 sı bayan.. Bayan hacılara yardım edecek, yol
gösterecek, onların erkeklere anlatamayacakları,
erkeklerin onlara anlatamayacağı bir çok konular
var ki bu başlı başına sıkıntı vermektedir.
Aslında her kafilede bir bayan hoca ve bir sağlık
görevlisi ya da ilk yardım kursu görmüş bir
görevlinin olması şart...
* Uçakta başlayan, otelde süren bir alışkanlık
halindeyiz. Bir kısım hacılarımız temiz değil.
Buzdolabı kullanma kültürü yok. Memleketlerinden
yemek getirenler kimseyi düşünmeden dolapları
dolduruyor. Yemek masalarını temizlemeden
mutfakları terk edenler, asansöre binerken itişip
kalkışanlar vs...
* 50 kişiye 2 çamaşır makinesi , 2 buzdolabı , 6
banyo.... Odalarda telefon var. Mekke'de yok....
*
Diyanetin 20-30 yıllık organizasyon planlarını
aynen uyguladığı görülüyor. Organizasyonda ezani
saatler, kalınan yer ile ile ibadet yerleri
arasındaki mesafeler dikkate alınmıyor.
* Din görevlileri kimin için geldiklerinin fazla
düşünmüyorlar. Sanıyorlar ki sadece kendileri için
buradalar. Her grup hocası 50 kişiye hizmet
ediyor. Bu 50 kişinin vebali nasıl taşınacak.
* Türk hacıları arasında birlik ve beraberlik
yok. Malezyalı, Endonezyalı, İranlı ve sair
hacıların gruplarına bakıldığında birlik
beraberlik ve kardeşlik düzeni herkesin
hayranlığını çekiyor. Türk hacılar ise biri yardım
isteyecek diye kendilerine kimsenin yakınlaşmasını
istemiyor.
* Hocalar hizmet şekillerini beğenmeyen
kendilerini eleştiren hacılara adeta cephe
almaktadırlar. Çocuklara bağırır gibi
azarlamaktadırlar. Hele yaşlılara kendilerini
müdafaadan yoksun insanlara ise tahammülleri yok.
Senli benli konuşmalar hocalara hiç yakışmıyor.
Süleymaniye camindeki nezaket burada diktatörlüğe
soyunma durumunda....
* Medine’de ziyaret yerlerini dolaşmak kişi başı
10 riyal... Aslında pazarlık yaparsanız yarı
yarıya fiyat düşer.
***********
11 Ocak 2004 0730 Medineyi Münevvereye tura
çıkılıyor.
0810 Uhud şehitliğindeyiz.
Çevremizde bulunan yabancı ülke hacılarının grup
başkanlarında megafonlar olduğunu görüyoruz.
Bizimkilerde yok. Otobüsle yola devam ederken
hocamız sesini duyuramamaktan şikâyet edince, bir
megafonun iyi olacağını söyledi. Kafile başkanının
tembihiyle diğer grup başkanları da kendi
gruplarına söyleyecekmiş. Hocalar için megafon
parası Adam başı 1 – 2 riyal, şoförler için
bahşişi toplandı. Ona da adam başı 1 – 2 riyal...
Tur çok hızlı gidiyor. İnipte ziyaret etmek
zorunda kaldığımız yerler için verilen süre 15
dakika... Bu 15 dakikalık zaman içinde panik
yapılıyor. Tuvalet ihtiyacı, abdest alma, namaz
kılma, mabedi ziyaret... Yaşlı ya da genç
insanlar bu zaman içine bunca şeyi nasıl
sığdıracak.
Kıbleteyn 2 mihraplı cami.
1030 DA Hendekteyiz.
11 OCAK 2004 akşam 09.00.
Sağlık ekibi geldi. Rahatsız olanlar sıraya girdi.
SSK kuyruğu gibi. Hizmetlilerden 2 veciz söz ;
—
Ya hacı bunalttınız beni. 15 gündür sizinle
uğraşmaktan bıktım.
—
Ya dede senin yüzünden benim tansiyonum yükseldi.
Saat 10 da 300 kişinin taraması bitti. Haberi
olmayan ya da kalabalığa girmeden odalarında
bekleyenler muayene olamadı. Sağlık ekibi kaçar
gibi otelden gittiler
12 OCAK
Türk hastanesine gidildi. Otelde asabi doktorları
gördüğümüz zaman biraz çekinerek gittiğimiz
hastanede bambaşka bir atmosfer vardı. İçimiz
rahatladı. Muayene olup, ilacımızı aldık.
Bu akşam ihram nasıl giyilir, ihram yasakları ve
yapılması gerekenler hakkında ders verildi.
Altının gramı 55–60 riyal...
13 OCAK
Medine’de Türk mahallesi olduğunu öğrendik. Bunu
da mescidi nebinin hemen yanında bulunan çarşıda
girdiğimiz bir dükkandaki küçük Mustafa 'dan
öğrendik. Mustafa 15 yaşında Erzurumlu bir ailenin
çocuğu.. Hemen yanında bulunan kardeşi 8 yaşındaki
Muhammed... Çocuklar isterse Türk okullarına
isterse Arap okullarına gidebiliyormuş. Bunlar
Arap okullarına gittiklerini söylüyorlar. Bazı
Türk satıcılarının neden pahalı sattıklarını
sorduğumuzda, onların Türkiye fiyatlarını esas
aldıklarını söylüyor. Biraz daha konuştuktan sonra
oturdukları yerden bahsediyor. Böylece Türk'lerin
yoğun olduğu Kurban mahallesinden haberdar
oluyoruz. Bir kaç yıl öncesine kadar 10 milyona
yakın Türk'ün Arabistan'da yaşadığını bir başka
kişiden öğreniyoruz. Sayı giderek azalıyormuş.
Burada yüksek öğrenim görmek isteyen gençlere
imkân veriliyor. Sünni mezhebinde kalanlara 1000
riyal, vehhabi mezhebine yönelenlere ise 2000
riyal burs veriliyormuş. Diye de bir rivayet
dolaşıyor.
Bu akşam tavaf ve say nasıl yapılır konulu ders
dinledik. Kadın hoca sıkıntısı kendisini iyice
belli ediyor.
15 Ocak perşembe günü ikindi namazından sonra
inşallah Mekke’ye gideceğiz.
|