Cuma
namazı için mescidi
harama yürümeye
başladık. Telbiye
getirdik. “Lebbeyk!”
dedik. “Buyur, buyur
Allah'ım senin şerikin
ve nâzirin yoktur.
Hamd de senin, mülk de
senindir.” sözleriyle
Rabbimizin davetine
içten, gönülden icâbet
eyledik. Telbiye
ihrâmın nişânesi,
hacının parolasıydı
Yol 35–40 dakika sürüyor. Grup hocası önde telbiye
getirerek yürüdük.
Hiç sapmadan yol boyunca geldik. Mescidi haramın
dış duvarlarını görünce heyecan bastı. Meydana
geldik. Türk kalesinin yerine yapılan otel inşaatı
devam ediyor. Üzülerek onu izledik.
Mekke'de, Kâbe çevresinde uyguladıkları kentleşme
modeli içler acısıydı. Güzelim mabed dünyanın en
ünlü beş yıldızlı otelleri arasında daracık bir
alana sıkışıp kalmış. Öyle ki Kâbe'ye giriş
noktalarından biri dahi Intercontinental Oteli'nin
altından geçiyordu, bizler de homurdanarak bu yolu
kullandık.
İnsanoğlunun gözbebeği olan böylesi bir mekânda
konaklama ihtiyaçlarından ziyade "kutsallığın"
korunmasının daha önemli olduğunu düşünüyorum.
Mescide girdik. Bir yerlere oturduk. İşte
Kâbe...Hemen
hemen 30 metre ötemde idi. Hoca yerimizden
kalkmamamızı istedi. Yerimizi kaybedermişiz.
Sürûr veren, içimine doyulmayan soğuk zemzem
depoları, hususî kapları içerisinde kalabalık
arasına uygun şekilde yerleştirilmişti.
Namazdan sonra otele döneceğiz. Yatsıdan sonra
kadınları alıp umre tavafı yapmak için
gelecekmişiz. Öyle söyledi.
Bizde cumadan sonra tavaf yapmak istediğimizi
söylediğimizde kabul etmedi. Heyecanlıydık.
Arzuluyorduk. “Yok, kadınlarla beraber
yaptıracağım” dedi. Hem şimdi say yaparsa daha
sonra yapamayacakmış. Onun için sevap değilmiş.
Dört kişi birleştik. Umre tavafı yapmaya karar
verdik. Mescid-ül Harâm’a Kâbe-i Muazzama’yı ve
orada bulunan Allah dostlarını, onun nazlı
kullarını selâmlayarak dahil oldum. Hacerü’l Esved
karşısında umre tavafı için hazırlandım. Başımı
kaldırıp Beytullah’a baktığımda, her defasında
içimi ürperten heybet ve azamet hali, yerini,
ziyaretçileri kucaklamaya hazır dost bir veche
bırakmıştı. “Bismillah, Allahu Ekber!” diye
selâmıma, kalbimin gümbürtüleri cevap verdi.
Tefekkür denizinde mânâ derinliklerine kulaç
atarak, o mukaddes mekânın derûnî güzelliklerine
nüfûz etmeye gayret ettik.
3. şafttan sonra yanımıza Almanya'dan geldiğini
söyleyen bozuk Türkçe şiveli Ali adında bir genç
bize yardımcı oldu. Allah razı olsun. Nasıl
yapmamız gerektiğini bize söyledi. Onunla kalan
şaftları yaptık. Tavaftan sonra doya doya zemzem
içtik ve tavaf namazımızı kıldık.
Hz. İbrahim makamında kıldığın namazla
yaşadıklarını tasdik et.
Sonra safa tepesine getirdi. Akabinde Safa
Tepesi’nin en uçtaki taşına kadar çıkıp Merve
tepesine doğru, arada Hervele yaparak yürüyoruz.
En orta Tramvay şeridini andıran gidiş–gelişli
tek şeritli yolda yürüyemeyeler tekerlekli
koltuklara konarak hızlı bir şekilde koşturuluyor.
Safa ve Merve arasında yapılacak ve adına Say
denilen ibadet için ise Şibriyye’ler yerine sakat
koltuklarına benzer araçlarla bu işlem icra
ediliyor. Safa ile Merve'yi tarif etti.. Nasıl
yapmamız gerektiğini anlattı. Dördümüz çok
sevindik. Dua ettik: Ona. Ve yanımızdan ayrıldı.
Şimdi Safa'dayız.
Dördümüz Safa ve Merve arasında sayımızı yaptık.
Hem tavafta hem sayda duaları sesli okudum. Bana
eşlik ettiler. Bu görevi tamamladıktan sonra otele
dönmek üzere yola çıktık. Tıraş olduk. İhramdan
çıktık. Hocanın akşam kadınları götürmesini
beklemeden eşlerimizi alıp Kâbe’ye getirdim.
Birlikte olduğumuz hacılarla beraber hanımlara
umre haccını yapmalarına yardımcı olduk. Onlara
tavaf yaptırdıktan sonra saylarını yaptırdım.
Tavaf ve saydan sonra safa tepesinde bulunan
kayalıklara tırmanıp orada bir miktar oturduktan
sonra otele dönmeye karar verdik. Ancak bir süre
daha Kâbe yi izlemek istedik.
Hacılarımız gençleşiyor. Hacı adaylarımız
açısından sevindirici bir husus da her geçen yıl
hacı adayı yaş ortalamasının giderek düşmesi. 15
yıl önceleri 70’lerde olan yaş ortalaması
geçtiğimiz yıllarda 65’e, bu yıl ise 58’e düşmüş.
Yaş konusunda en ideal tabloyu ise Endonezya ve
Malezyalılar oluşturuyor. Yaş ortalamaları 29–32
arasında değişen bu ülke hacıları, en rahat
biçimde ibadetlerini gerçekleştirmelerinin yanı
sıra kültür düzeyleri ile de dikkat çekiyor ve
imreniliyorlar. Bu ülkenin hacı adaylarını birkaç
aylık bir eğitimden geçirdiği ve yalnızca başarılı
olanları gönderdiği anlatılıyor.
Otele döndük.
İnsanın mukaddes topraklarda bulunması,
Efendimiz’in (sav) ayak izlerinin tozuna bulanması
kadar güzel bir duygu olamaz. Savaşların cereyan
ettiği, Efendimiz (sav) aleyhinde bin bir
entrikanın çevrildiği, ancak yüce Nur’un
söndürülmesine muvaffak olunamadığı bir yer olması
itibariyle İslam tarihinin büyük bir bölümünün
yaşandığı Mekke’de bulunmak, şükrü icap eden bin
lütuftur.
16 OCAK
Sabah eşimi alıp Kâbe’ye geldik. Babam ve annem
için tavaf yaptım. Bu arada İbrahim as makamını,
makamında bulunan ayak izlerini doya doya izledim.
Bir süre daha oturup Kâbe ile bembeyaz giysilerle
bezenmiş, ya da ihrâmlı halde tavaf yapan muazzam
kalabalığı seyrettim.
17 OCAK
Bugün tavafı hem iyilere hem de kötülerin hidayete
ermeleri için yaptım. İyiler için yaparken 2-3 kez
İbrahim as makamına dokunmanın imkanını yaşarken
kolayca bitirmenin keyfini de yaşadım. Bana bugüne
kadar kötülüğü dokunanlar için, onların affı için
tavafa niyet ettiğimde ise aksilikler oldu. Önce
ikindi namazını kılmak zorunda kaldığımızdan tavaf
yarım kaldı. İkindiden sonra yapmayı düşünürken
karnıma giren ağrı ile rahatsızlandım. Biraz
dinlendikten sonra kalan şavtları yapmaya
çalıştım. Ancak çok zorlanıyordum. Zar zor tavafı
bitirdim. Tavaf namazını kılamıyordum.
Rahatsızlığım devam ediyordu. Akşam namazını dahi
zorlanarak kılmıştım. Yatsıyı otelde kılmaya karar
vererek otele gitmeye karar verdim. Ancak
yürüyecek halim yoktu.
Otelde görevli hoca yarın 10 da hanımlara sohbet
olduğunu, 9 buçukta ise kabeye gidileceğini
söyledi.
Hacılar arasında Salı günüde tura çıkılacağı
söyleniyor.