|

Bismillâhirrahmânirrahim
11 OCAK 1030
HENDEK YA DA YEDİ
MESCİTLER ( Mescid-i Seb’a )
Aynı duygu ve düşüncelerle bu sefer Hendek
Savaşı’nın yapıldığı bölgeye intikal ediyoruz. Hendekte ne yazık ki otobüslerden
inilmedi. Uzaktan gösterildi. Otobüste dua edildi. Transit geçildi. Sonradan
buranın hakkında edindiğim bilgilerde şöyle,
Medine’ye gelenler tarafından buraların da
ziyaret edilmesi âdet haline gelmiştir. Mescid-i Seb’a (yedi mescid) diye anilan,
Hz. Selman, Hz. Ebubekir, Hz. Omer, Hz. Osman, Hz. Ali ve Fatima-Tuz Zehra Hz.
leri adina kucuk birer mescid yapilmistir. Mescid-i Feth, Sel (Sil’) dagi
uzerinde bulunmaktadir.
Hendek Savaşının yapıldığı mevkide, bir
birine yakın küçük küçük yedi mescid bulunmaktadır. Bunlara " Yedi Mescidler"
denir. Yahudilerle işbirliği yapan müşrikler, İslam’ı yeryüzünden tamamen silmek
için Uhud’dan iki sene sonra bu sefer on bin kişilik dev bir orduyla nihaî bir
savaş için Medine üzerine yürümüştü.
Bir aya yakın süren savaşta açlığı, ıstırabı,
heyecanı yeniden yaşamaya çalışıyoruz.
Sahabelerin Efendimiz (s.a.s.)’in
başkanlığında toplanıp istişare etmesine; Hendek kazma fikrinin Selman-ı Farisi
(r.a.) tarafından ortaya atılıp kabul edilişine, düşman saldırısına açık bu
bölgede aç biilaç 6 günde kilometrelerce hendeğin kazılışına ve Efendimiz’in
bilfiil çalışmasına, Hendek kazılırken açlığını bastırmak için karnına taş bağlı
bir vaziyette, Hendek’te çıkan ve bir türlü kırılmayan kayayı üç vuruşta tuz–buz
ettikten sonra Şam’ın, Kisra’nın, Sana’nın kendisine hediye edildiğini
buyurmasına şahit olmak istiyoruz.
Hendek Savaşı sırasında Peygamber Efendimiz
(s.a.) burada iki gun boyunca Allah’a dua etmiş, duası kabul olunana kadar
yalvarmıştır. Efendimiz’in duası sonucu fırtınayla paniğe kapılarak ve mal
varlıklarını bile bırakarak kaçışlarına şahit olmak istiyoruz;
Hz. câbir r.a. “Burada ihlâs ile yapilan dua
mutlaka kabul edilir. Nitekim ben ne icin dua ettiysem kabul olunmuştur.”
demiştir.
Hz. Cabir’in davetine katılmak için can
atıyor, hendeği atıyla geçen dev müşriki kılıcıyla ikiye bölen Hz. Ali’yi
alkışlamak istiyoruz
Ancak beyhude. Ne yazık ki sayın grup başkanı ve dolayısıyla kafile başkanının
emirleri doğrultusunda burada inmediğimiz gibi, buranın özelliğinden de mahrum
kalmış olduk. Ne diyelim vebali onlara.... |