CENNET’ÜL BAKİ /
BAKİ MEZARLIĞI
|
8 OCAK 2003 Bugün Cennet-ül Baki kabristanına doğru yola çıktık. Mescid–i Nebevi’nin hemen yanı
başında yüksek ve kalın demir korkuluklarla koruma altına alınan binlerce
sahabenin medfun olduğu Cennetü’l–Baki kabristanı sabah namazından sonra ve
ikindi–akşam arası kerhen ziyarete açılıyor. Kerhen; çünkü koruma görevlileri
ziyaretten fazlaca memnun değiller. Çok büyük bir alan. Kadınların girmesi yasak.. İnsanların bir kısmı bir riyale aldıkları buğdayları etrafta uçuşan kuşlar yesin diye gelişigüzel saçıyor. Mezarlığın içerisine girmek şart olmamakla birlikte kapısı açık olduğunda içeri girilerek; kapalı olduğunda dışardan ziyaret edilebilir. Ziyarette orada yatanlara selâm verilir ve dua edilir. Buranın yeri Hz. Muhammed sav tarafından seçilmişti. İlk sakini, Osman bin Muiz oldu ve peygamberimiz Hz. Muhammed, cenazenin defninden sonra, mezarın baş ve uçlarına yanından getirdiği ilk taşı koyarak, "Bu ahirete ilk gidenimizdir" dedi. Peygamber Efendimiz zaman zaman Baki Mezarlığını ziyaret eder ve orada medfun bulunan mü’minler için dua ederdi. Cennetu’l Baki’ Mezarlığı, Mescid-i Nebevî’nin karsısındadır ve toprağı, Efendimiz (s.a.)’in zevceleri, evlâdlari ve ashabin seckinlerinin mubarek, nurlu bedenlerine son mekân olmuştur. Üçüncü halife Hz. Osman Zinnureyn, başlangıçta cennetu’l Baki dışında bir mevkiye defnedilmişken, zamanımızda mezarlık onun kabrini de içine alacak şekilde genişletilmiştir. Mescid-i Nebevi’nin doğu tarafında bulunan Baki Mezarlığını ziyaret etmek müstehaptır. Peygamber Efendimizi görme şerefine nail olan, sesini duyan, onunla namaz kılan ve İslâmiyet uğrunda hiçbir fedakârlıktan çekinmeyen on bin civarında sahabe bu mezarlığa defnedilmiştir. Hz. Abbas, Hz.Aişe, Hz. Fatıma, Sad b. Ebi Vakkas, Hz.Hasan gibi sahabe ile İmam-ı Malik gibi Tabiundan birçok büyük zevat burada bulunmaktadır. Hz. Peygamber (s.a.), “Bizim su Bakiyyu’l-urkad mezarlığına her kim defnedilirse kıyamet günü ona sehâdet ve şefaat ederiz.” buyurmustur. MEZARLIĞIN SAHİPLERİ Mescid–i Haram tarafındaki
girişte hemen sağ tarafta belli belirsiz iki mezardan birisi Hz. Fatımat–üz
Zehra validemize aitken, solundaki ise Efendimizin amcası Hz. Abbas’a ait. Hemen
doğusunda ise Hz. Ali’nin oğlu, Hz. Hüseyin, Hz. Hüseyin’in oğlu Zeynel Abidin
Zeynel Abidin’in oğlu Muhammed Bakır (ra) ve onun oğlu Caferi Sadık’ın kabirleri
var. Mezhepleri gereği bütün mezarları dümdüz eden Suudiler, hiçbir yere isim belirti bırakmadan yok etmişler. Bir taraftan bunlara kızarken diğer taraftan hak vermemek de elde değil. Herhangi bir belirti olmamasına rağmen insanların yırtınıp parçalanmaları bağırıp çağırmaları şirkle çok az bir çizgi bırakıyor aralarında. Dileğim, Allaha yalvarıyorum. Bana öyle bir Hac nasip etsin ki. Kolay ve kabul edilmiş bir Hac ibadetinin arkasından Medine’de peygamber aleyhisselamın dizi dibinde affedilmiş olarak rahmetine kavuşayım. Ve bu mübarek beldede Sahabelerin uyuduğu bu mübarek mezarlığa, onların kucağına beni de defnetsinler. Âmin. |