ARAFAT
arafat resimleri için tıklayınız
|
Arefe günü öncesine Terviye günü deniyor. Hacıların büyük çoğunluğu Kabe’yi tavaf ettikten sonra oradan Arafat’a gidiyorlar. Bir gün önce Kabe’den tavaftan dönerken caddelerin ihramlı hacılarla dolduğuna ve fellik fellik araba aradıklarına, bir kısmının ise Kabe avlusunda boylu boyunca yattıklarına şahit olmuştum. Haccın en önemli şartlarından biri olan Vakfe için hazırlıklar tamamlanan Mekke'de, şehir içi trafiğe yeni düzenleme getirildi, Yaklaşık 3 milyon Müslüman'ın, Cuma günü akşam saatlerinden itibaren ihramlarıyla Vakfe için çıkacağı Arafat, Mekke’nin 25 km. güney doğusunda bulunan geniş bir alanın adıdır. Arafat vakfesi bu alanda yapılır. Bu geniş alanın sınırları levhalarla gösterilmiştir. Arafat vakfesi, haccın en önemli bölümüdür. Haccın geçerli olabilmesi için belirlenen süre içinde bir an bile olsa orada ihramıyla bulunanlar, görevlerini yapmış sayılır. Çünkü süresi içinde orada bulunamayanlar o sene hacca yetişememiş sayılırlar. Arafat , Efendimiz’in, “Hac Arafat'tır”, buyurarak (Tirmizi, Ebu Davud, İbni Mace) taltif ettiği yerdir. Efendimiz (sav) 632 yılında Ashabıyla birlikte ifa ettiği hac’da 100 bini aşkın Müslüman’ın huzurunda tarihî veda hutbesini de burada irad etmiştir. Yine burası Efendimiz’in (sav) Yüce Yaratıcısı’na, ümmetinin affedilmesi için yakardığı ve Cenab–ı Hakkın kabul ettiği yerdir. Mescid–i Nemire' de ihtişamlı yapısıyla burada arz–ı Endam ediyor. Bilinenin aksine Arafat dağlarla
çevrelenmiş geniş bir düzlük. Burası Hacc Bakanlığınca imkanlar ölçüsünde iyi
ağaçlandırılmış denilebilecek kadar yeşile büründürülmüş ancak güneş ışığının
engellenmesi için bir kaç yıla daha ihtiyaç var. Buna rağmen rengi, şekli ve
akasyaya benzer kokusu insanı mest ediyor ve Arafat’ın manevi havasına ayrı bir
güzellik katıyor. Hacıların gelmesi ile birlikte dünyada benzerine
rastlanmayacak saygın bir çadırkente dönüşecek. Cebel–i Rahme Hz. Adem ve Hz. Havva’nın cennet
sonrası ayrılığı burada nihayet bulmuş. Arafat düzlüğünün kuzey bitiminde
başlayan yerde, 20–30 m yüksekliğindeki tepenin zirvesinde 2–3 metre boyunda bir
dikilitaş bulunuyor. Üzeri batılıların alçılar üzerine yazı yazma adetlerini
andıran yazı ve notlarla dolu. Başka bir bolluk ise seyyar satıcılar ve her
çeşit takı örnekleri. Hz. Havva ve Hz. Adem (as)’in cennetten atıldıktan sonra buluştukları tepe olan 15–20 m yüksekliğindeki, “Cebel–ür Rahme”, Rahmet dağı Arafat ovasının Kuzey Batısına düşüyor. Her karışı hacılar tarafından işgal edilmiş bu tepenin tam zirvesinde, beyaza boyanmış dikilitaş türü bir yapı var. Efendimiz’in (sav) Arafat vakfesini bu tepenin yakınında yaptığı ve vakfe esnasında İslam’ın kemale erdiğini anlatan ayetin inzal olunduğu söylenir. “Bu gün size dinimizi kemale erdirdim. Üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslamı seçtim”, (Maide 3) buyurularak İslam’ın kemale erişi bildiriliyordu. DİKKAT: Arafat'a çıktığınız zaman Cebel'ü Rahme tepesine gitmek isterseniz, çok erken saatte gitmeye çalışın. Çünkü burası Türk hacı adaylarının kaldığı çadırların bulunduğu yere çok uzak. Burası Hz. Adem ile Havva'nın yer yüzünde ilk buluştukları nokta olarak biliniyor. O nedenle özellikle buraya yakın yerde çadırları bulunanlar, çıkıp dua etmeye çalışıyorlar. Ama unutmayın! Günün her saati burası çok kalabalık. Diyanet İşleri Başkanlığı gidiş-gelişlerde herhangi bir aksaklık olmaması için her türlü tedbiri almış. Türk hacı adayları için Arafat'ta hastane ve sağlık ocağı dahi kurulmuştu Diyanet, her ili 300’er kişiden
oluşan kafilelere ayırarak numaralamış, her elli kişiye bir grup başkanı, her
300 kişiye ise bir kafile başkanı tayin etmiş, bunların Arafat’da kaldıkları
yerlere ise mektep deniliyor. Çantaları yastık yaparak uyumaya çalışıyoruz. Ancak ne mümkün, . Hanımlar ise bitişik çadırda. Sabaha doğru doğu kesimlerde başlayarak gelen ezan sesleri ile uyandık.. Aslında uyuyanda yoktu. Sesler, uyumayanların konuşmaları, heyecan, koşuşturma ve anonslardan kimse rahat uyumamıştı. Adeta tilki uykusunda gibiydik. Diyanet İşleri’nin tertiplediği organizasyonla gelen hacıların bulunduğu bölgede iki müezzin aynı anda ve münevabeli ezan okuyorlar. Ancak anlayamadığım bir şey vardı ki sabah ezanını okuyan müezzin 2 şer kere değil dörder kere ezanı okuyordu. Akabinde ise her çadırda topluca namaz kılınarak dualar ediliyor. Bulunduğumuz çadırda sabah namazına durmamız tam bir komedi idi. Aynı çadırda 2 kafile. Aynı yerde 2 kamet , 2 imam 4-5 müezzin olunca cemaat kime uyacağını şaşırdı. Kimi 2 kimi 4 rekat sabah namazı kılmak zorunda kaldı. Namazdan sonra kimi uyudu kimi kahvaltı etti. Akşam otelde verilen "Arafat yemeği " kutularını açıyoruz. Yemekler içinde, zeytin, peynir, bal, helva, sandviç ekmeği yoğurt ve meyve suyundan oluşan mendil, çatal–bıçak ve kaşıkların da olduğu 25x25 cm.lik karton kutulara konmuş. Gün ışığınca ortalık biraz daha netleşti. Çadırlarda uyumaya alışık olmayanlar, üşüyenler, kemikleri donanlar hepsi ayrı bir manzara... Her bölüme mektep deniyor. Mekteplerde 2 -3 tuvalet yeri vardı. Her çadırın etrafında 2-3 adet su varilleri vardı. Sabah olup, Saat 8.–9’a doğru güneş sıcaklığıyla kendini hissettirmeye başlayınca eşimle birlikte Arafat’ı gezmeye çıkıyoruz. Her çadır görülmeye değer ayrı bir dünya sanki. Kimi çadırlarda zikir alabildiğine sesli yapılırken, bazılarında sessiz sessiz dualar ve gözyaşları, kimisinde hıçkırık sesleri, bazılarında ise uyuma emareleri. Bizi şaşkına çeviren ise dağ taş demeden insanların rast gele yatmalarıydı. Tüm Arafat her milletten insanlarla doluydu. Hepsinin yeri ayrılmıştı. Bulunduğumuz yerin karşısında seyyar Türk hastanesi hastalara hizmet etmekteydi. Yüksekçe bir kuleye çıkıp Arafat meydanına baktım. Çevresi yüksek dağlarla çevrili bir vadi. Gecesi soğuk gündüzü sıcak bir Arabistan vadisi. Hocaların Arafat'ta tuvalet ve su sıkıntısı var, yiyecek sıkıntısı var demeleri boş çıktı. Çok şükür her şey boldu. Bedava yiyecek dağıtan kamyonlar her bölümün girişinde idi ve önleri ana baba günü gibiydi. Allah c.c her şeyi vermişti. Mina'da yiyeceğimiz yemeklerde,
anonslarla çağrılan kafile başkanlarına teslim edilerek, dağıtım hiyerarşiye
uygun bir şekilde yapıldı. Arafat vakfesinin zamanı, yani
Arefe günü öğlen vakti, Güneş’in tepe noktasına gelip Batı’ya meyletmeye
başladığı andan (Zeval vaktinden) bayramın birinci günü fecr-i sadık dediğimiz
tan yerinin ağarmaya başladığı ana kadarki süredir. Çadırlarda Dua Sesleri Dua bittikten sonra etrafımızda oturanlarla, tanıdık veya yabancı farkı gözetilmeksizin musafaha yapıldı, tebrikleşildi. İlk kez bayram namazı kılmadan kurban bayramı, Arafat vakfemizi, hacı olma şerefini ve tebriklerimizi yapmıştım. Çadırlarda dua
sesleri biraz daha zayıflamış şekilde devam ediyor. |