YAŞADIĞIMHAC
YAŞADIĞIM HACC 2004

AMBERİYE CAMİ

Osmanlı tren istasyonunun tam karşısında bizden bir yapı...

Amberiye camii.

Camiye girmeden önce az ötedeki Osmanlı tren istasyonunu camiinin yanından bir süre izliyoruz. Önce camiye girip dedelerimizin ruhu  için 2 rekât namaz kılmak istiyoruz. Küçük bir yapı. İri kaya parçalarıyla örülen camiinin önce hikayesini dinliyoruz.
Rivayet odur ki, Osmanlı padişahlarının hacı olmadıkları bilinmektedir. Ancak Haremeyn için fedakârlığın ve hizmetin en güzelini göstermişlerdir. Haremeyn sevdası içinde yanan padişahlarımızdan biri olan Sultan Abdülhamit Medine'den gelen paşalarından birine peygamberin kabrinden amber kokan toprak getirmesini söyler. Paşa buradaki vazifesini tamamladıktan sonra dönüş hazırlıklarını yapar ve trene biner. Tren kalkış düdüğünü derin derin çalarken paşanın aklına padişahın emri gelir. Hemen oturduğu yerden fırlar ve istasyonun dışına koşar. Ravza-i Mutahhara uzakta kalmıştır. Hemen aceleyle istasyonun yanındaki camiinin  bulunduğu alandan bir avuç toprak alır. "Canım toprak işte, padişah nereden anlayacak” diyerek İstanbul'a döner.  Sultan Abdülhamit paşayı huzuruna alır. Raporunu sunan paşa, beraberinde getirdiği toprağı padişaha uzatır.

Padişah sevinç ve saygıyla toprağı avucuna alır. Burnuna götürür. Koklar. Bir daha koklar. Biraz hüzünle paşaya dönerek;

     Paşa, getirdiğin toprak amber kokuyor ama bunun miski eksik der... 

İşte caminin adı bu şekilde oluşmuş, derler.

Camiinin içerisinde elinde süpürge ile oraları temizlemeye çalışan bir delikanlı yanımıza yaklaşıyor. Türk olup olmadığımızı soruyor. Kendisi Bengaldeş'li imiş. Burada görevliymiş. Bizden bahşiş istiyor. Veriyoruz. Camiinin içinde bulunan karı koca bir Türk hacısı yanımıza yaklaşıyor. Fotoğraflarını çekip çekemeyeceğimizi soruyor. İstedikleri yerde fotoğraflarını çekiyorum. 

Onlar da bizim gibi merak etmiş. Burayı arayıp bulmuşlar. Amberiye camiinin hemen karşısında yer alan Osmanlı tren istasyonu bir garip bize bakıyor. Dile gelseler bize çok şey anlatacak bu iki yapı, birbirleriyle sır vermeyen iki arkadaş gibi bakışıyorlar. Bizlere kırgınlar gibi. Oralarda sahipsiz bırakılmış, kaderlerine terkedilmiş hem yetim hem öksüz duran iki çocuk gibi.

 

ANA SAYFA 

 


HAREMEYN EFSANESİ İSTATİSTİK